Konferans: Prof.Dr.Şaban Ali DÜZGÜN- ”Bireysel Ahlaki Otonomi, Otorite ve İktidar”

 / KONFERANSLAR

 

BİREYSEL AHLAKİ OTONOMİ, OTORİTE VE İKTİDAR

Prof. Dr. Şaban Ali DÜZGÜN

İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Yönetim Kurullarınca organize edilen hafta sonu sohbet programının bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün oldu.

Sohbetin açılışını yapan İDD ve DEVA Başkanı Sayın Mehmet Bozdemir, 2017 yılının ilk sohbet programında Prof. Şaban Ali Düzgün’ü ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Sayın Düzgün’ün özgeçmişi hakkında konferansı ilgi ile izleyen konukları bilgilendiren Bozdemir; yaşamımızdaki insani değerlerin önemine vurgu yaptıktan sonra, konuğumuza ve katılımcılara 2017 yılının sevgi dolu bir yıl olmasını dilediklerini belirterek sözü Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün’e bıraktı.

Sayın Şaban Ali Düzgün’ün aşağıda katılımcılarla birlikte paylaştığı sunumunun kısaltılmış bir özetini okuyacaksınız:

‘’ Zor bir konu seçtim. Seçtiğim konunun her bir halkası başlı başına bir konu. Bu konular arasında anlamlı bir ilişki kurmak gerekir.

Bireysel Ahlaki Otonomi anlayışına göre; kişi tek başına kalması durumunda da yaratanı, doğruyu bulur, keşfeder. Bu anlayış insanın kendinde vardır.  İslam alimlerinin bir kısmı, politika ile iç içe olmuşlar; bu nedenle ahlaki otonomiye dair bir şey geliştirememişler.

Sorun şu: Bireysel Ahlaki Otonomiye sahip bir kişi fıtratı gereği doğruyu bulma şansına sahiptir. Fıtrata dayalı düşünceye göre, herkes bir yönetici olmadan da hak ve hukukun bilincindedir.

İslam ulemasına göre ‘Zaruriyeti Dini, ile herkesin beş temel hakkı olduğu ifade edilmiştir. Bu beş temel hak koruma altındadır. İnsanın canı, malı, dini,  ırzı ve nesli bu koruma alanı içindedir.

Bu temel haklar insanın canını okuyabilir. İnsanın sahip olduğu doğal haklar ise öyle değildir; bir başka insanın lütfu değildir. Doğuştan insan özgür ve otonom bir varlıktır.

İtaat, bir bağımlılık ifade eder. Allah’a ve peygambere itaat mantıklıdır. Ancak ululemr’in kim olduğu ortaya konmalıdır! Yani, alimler, ulemalar alanında uzmanlaşmış kişiler kimlerdir?

İnsanların toplu halde yaşamasında devlet otoritesinin gerekli olduğu ifade ediliyor. İnsanlar, birbirlerini tamamlasın diye bir arada yaşar. Yöneticinin ‘sizden, olması ne demektir?

Yöneticinin ‘sizden, olması, Müslüman olması demek. Müslüman olması denilince durum değişiyor. Bir yöneticinin ‘bizden, olmasını sağlayan şey nedir?

Yöneticinin ‘bizden, olmasını sağlayan şey onun ‘yönetici, olmasını sağlayan süreçlere katılımda bulunmamız demektir.

Demokrasinin işleyiş biçiminde sıkıntılar var. Temel haklar, referanduma tabi olmamalı…Farabi, sadece bir ırkın, sadece bir dinin bulunduğu Medine’ye eksik görmüştü. Yönetimini de eksik buluyordu.

Temel haklarda mukalliyet aranmaz. Temel haklar, insana verilir. İnsanın özgürlüğü ne ailesine nede bir başkasına devredilemez. Bir Azeri atasözüne göre ‘ Az yerim, hekime işim düşmez. Düz giderim, hakime işim düşmez, denilmekte…

Dinlerin tebaayı, halkı, itaate hazır bir topluluk haline getirdiği fikrinden söz edilir. Monteine ise, ‘insanlar, özgürlüklerini değil, köleliklerini nasıl kaybettiklerini merak ediyorlar, der.

İktidar süreçlerine katıldınız; yönetimine de rıza göstereceksiniz. Yönetimde ‘tek adam, mantığı işleyince yanlış kararlar çıkabiliyor.

Peygambere vahiy iletilirken, yönetimde istişare belirtiliyor. Çünkü, istişare ile çıkacak karar tüm toplumu ilgilendiriyor. Ortak sorunun giderilmesi için ‘Şuradan, çıkacak karara göre hareket edilmesi gerekiyor.

Otorite, iktidarda itaat kavramı önemli bir anlam içeriyor. Sicilya doğumlu İbn-i Zafer, bir eserinde halkın yöneticiye isyan ettiği durumda nasıl davranılması gerektiği konusu üzerinde durur.

Yöneticinin bir stratejisi yoksa, insana yönelik uygulamalarda bir eksiklik oluşabilir. ‘Hiçbir kimlik benim kişiliğimi ezmemelidir. Sahip olduğumuz dini, mezhepsel kimlikler insan ensesinde boza pişiriyor.

Mikro kimliklerin insanı ezen tarafından kurtulmak gerekir. Dini mikro alana indirgeyince kimlikler parçalanıyor.

Temel felsefe, çoğunluk değil, çoğulculuk esas olmalı. İnsanlar özgürlüğünün bilincinde olmalı.,

Sayın Prof. Şaban Ali Düzgün, konferansını burada tamamlayarak sohbet, katılımcılarla karşılıklı görüş alışverişi ile devam etti. Saat 14.15 de başlayan sohbet 16.30 da son buldu.

İnsani Değerler Derneği / Demokraside Birlik Vakfı. 07.01.2017

 

 

 

 

 Okunma Sayısı : 308         09 Ocak 2017

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 66297

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.