UHA HABER AJANSI = Prof. Dr. Sami Selçuk, ‘Demokrasilerin durağı hukuktur’

 / BASINDAN SEÇMELER

 

Prof. Dr. Sami Selçuk, ‘Demokrasilerin durağı hukuktur’

Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği’nce ,’Demokrasinin  Güncel  Sorunları’ konulu bir sohbet toplantısı düzenlendi. Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği’nce geleneksel olarak hafta sonu gerçekleşen ‘İnsani Değerler ve Demokrasi, isimli sohbetlerin bu haftaki konuğu Yargıtay Eski Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk oldu. Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet  Bozdemir açılış […]

 
16 Şubat 2016 - 1:22 ’de eklendi ve 27 kez görüntülendi. 
 

 

Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği’nce ,’Demokrasinin  Güncel  Sorunları’ konulu bir sohbet toplantısı düzenlendi.

Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği’nce geleneksel olarak hafta sonu gerçekleşen ‘İnsani Değerler ve Demokrasi, isimli sohbetlerin bu haftaki konuğu Yargıtay Eski Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk oldu.

Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet  Bozdemir açılış konuşmasında; Demokraside Birlik Vakfı olarak ülkemizde yeterince anlaşılmayan konulardan birinin Demokrasi olduğunu ve demokrasinin gelişimi amacıyla bu konu üzerinde hassasiyetle durduklarını ifade etti.

Dindar kesimin demokrasiye mesafe koyduğunu, milliyetçi kesimin ise demokrasiyi fantezi olarak gördüğünü belirten Bozdemir; demokrasiye verdikleri önemden ötürü bu konuda anlamlı çalışma yürüten kişi ve kurumlara  ‘Demokrasi ve Birlik Ödülü, verdiklerini ve sohbetin sonunda Sayın Prof. Dr. Selçuk’a da aynı ödülün takdim edileceğini belirtti.

Sohbet, Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet  Bozdemir’in  Yargıtay Eski Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk’un  izleyicilere takdimi ile başladı.

Yargıtay Eski Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk

Prof. Dr. Sami Selçuk, demokrasinin güncel sorunlarına değineceğini hatırlatarak, sohbetine sadece demokraside yaşanan sorunların yanısıra, güncel terör sorununa,  demokrasilerde yaşanan tarihi gelişimle birlikte Türk Toplumu olarak yaşanan eksiklikler ve bazı konulardaki bilinç eksikliğinin üstesinden nasıl gelinebileceği noktasında düşüncelerini aktardı.

Sayın Prof. Dr. Sami Selçuk’un sohbetinden özet görüşleri aşağıda yer alıyor:

‘’ Türkiye’de bir iç kavganın getirdiği önemli bir sorun var. Çok genç insanlar ölüyor. 2015 Nobel ödüllü yazarın ifade ettiği gibi ‘Bizi çocukluğumuzdan itibaren ölüme alıştırdılar., Sorun, acıları özgürlüğe dönüştürebilmek, bu herkesin görevi olmalı. İnsan iradesini özgür hale getirmek çok önemlidir.

Birey, kendisi olmalı. Kendisi olabilen birey özgürlük adına yaptıklarından da sorumlu olur. Devlet teröre karşı savaşacaktı ama nereye kadar sorusu önemli. Konunun nedenleri ve çözüm yolları araştırılmalıdır. Devlet bilimle yöneltilir. Bilimle yönetmeyi başaramayanlar zulme yönelmişlerdir.

18.Yüzyıl idealist, 19. Yüzyıl maddeci oldu. 20. Yüzyıl ise bir kokteyl (sentez) çağı olmuştur. 21. Yüzyılda ise post modern bir dünya oluştu. Bugün halk kapalı bir sistem istemiyor. Bilim artık halkın ayağına iniyor. Batı dünyası hiper demokrasinin peşinde. Avrupa’da demokrasi kökleşmiş durumda. Türkiye’de ki demokrasi ise melez bir demokrasi niteliğinde.

Batı toplumunun bir özelliği geçmişinden ders almasıdır. MÖ 500 Yıllarında Yunanda, 13 Yüzyılda Atina’da  ve nihayet Fransa İhtilalinde yaşananlar demokratik toplumun oluşumu yolunda önemli merhalelerdir. Fransa’nın bugünlere gelişi kolay olmamıştır.

Demokrasi, her görüşten insanı dinlemektir. Bir yerde ahenkli bir şekilde çalan orkestraya kulak vermektir demokrasi. Bizimkiler orkestrayı ve şefini taklit ediyor. Çok sevimsiz bir durum bu.

Avrupa’da, demokrasinin kökleşmesi ve gelişmesi yolunda çabalar sürdürülürken Türkiye’de neler olduğunu bilmek gerekir. 2015 yılında insani gelişimde 180 ülke arasında 72. Sıradayız. Bilimsel araştırmalarda, nano teknolojide İran, Türkiye’yi geçti.

Türkiye’de kitap okuma oranı Batılı ülkelere göre on binde bir gibi çok düşük bir seviyede. Bizde Keloğlan, Hz. Ali, romanlar ve birde cinsel içerikli kitaplara ilgi duyan bir kesim var. Bürokrasi, yılda 365 günde 150 gün çalışıyor. Kadınlarımızın durumu hiç iç açıcı değil. Annelerin de yükseköğrenimden geçmesi gerekir.

Tarihimizde Fatih dönemi bir bilim dönemi olmuştur. Akşemseddin bilime çok önem veriyordu. Ali Kuşçu, Takiyüddin gibi insanlar bu dönemde yetişti. Kanuni döneminde Ebussuud Efendi, padişaha fen bilimlerini kaldıralım teklifini yapıyor. Buna karşılık insanlara din bilimlerinin öğretilmesini öneriyor.

Tarihten ders almak gerekirdi. Batı, İnebahtı Deniz Savaşı mağlubiyetinde Türkler de yenilirmiş tezini geliştirirken biz İnebahtıyı Kıbrıs’ın fethi ile karşılaştırarak kendimizi geliştiremedik. Tarihimizde objektif olarak yazılmadı. Vakanüvisler padişaha yaranma uğruna tarihimizi çarpıttılar. Yurt, işgal edilmiş toprak değil; gelecek kuşaklara zenginleştirilmiş olarak emanet edilmesi gerekli topraktır.

Bizde dil bilinci de yetersizdir. Özleşme, Türkçeleşme hareketinin başlangıcıdır. Dünya, sözcük ve kavramlarla anlaşılır. Ana dil düşündürür ezberletmez.

Türkiye’de devlet bilinci de oluşmadı. Eğitimde; eti senin kemiği benim anlayışı da yanlıştır. TÜBİTAK dini alanla bilim alanını çözemedi. Bilim, çürütülebilir alanla uğraşır. Dini inançlar ise çürütülemez.. Fransız bilim insanı Lavoisier dindar ama bilim aşığı idi.  Şu söz ona aittir:‘Laboratuvara girerken dini inançlarımı eşikte bırakırım.,

İslam dini insana aklını kullan der. İnsan yaptıklarından önce kendini sorumlu tutmasını bilmelidir.

Hukuk, bireyi özgürleştirir. Hukukun çizgilerini ve yanlışları insana söyler. Biz, birey anlayışını geliştiremedik. Birey yanlış karar verirse sonucuna katlanır. Bireyi yasa bağlar. Yasaya bağlı adalet anlayışının gerçekleşmesi gerekir. Bizdeki yargılama ile Batının yargılama anlayışı tarihsel açıdan da farklı olmuştur. Uygarlık, Sokrates’in yargılanması ile başladı bu; tam bir açık yargılama idi. Bizde ise 185 yıl önce Osmanlı Sadrazamı Mithat Paşa’nın nasıl yargılandığını bilmiyoruz.

Türkiye, devletine güvenmiyor. Yargı bağımsızlığı yerlerde sürünüyor. Siyasette, temsil bunalımı var. % 10 barajına kimse el atmıyor. Seçim öncesi verilen sözler yerine getirilmiyor. Halkta bunun hesabını sormuyor.

Türkiye’de Cumhuriyetle Demokrasi karıştırılıyor. Cumhuriyet yönetim biçimi, rejim ise demokrasidir. Demokrasi insan hak ve özgürlükleri üzerine kurulur. Cumhuriyete en yakın rejim demokrasidir. Cumhuriyet erdemli bir yönetim tarzıdır.

Demokrasiyi hukukun üstünlüğü ilkesi yaratmıştır. Devleti hukukun içine getirmek gerek. Demokrasilerde, toplum devleti yönetir. Demokrasi, çocukta insanı görür. Bireyi gerçek özgürlüğüne alıştırır.

Bugüne kadar kamu yararını açıklayan bir hukukçu çıkmadı. Cumhuriyet eşitliği savunur ama beceremez. Demokrasilerin durağı ise hukuktur.

Türkiye’de bir ahlaki çöküntü var. Zulüm, insanları iki yüzlü hale getirir. Bir ülkede kahramanlara ihtiyaç duyuluyorsa  o ülkede hukuk yoktur. Türkiye’de kurnazlık erdem sayılıyor halbuki ahlaksızlıktır.  İnsan hakkı olan bir şeyi istemeli; hakkı olmayan şeyi ise istememelidir.

Biz, eleştiri yapma alışkanlığı edinmiş bir millet değiliz. Devlet bir güçtür ama bu gücün sınırı olmalı. Erkler ayrılığı sağlanmalı. Birey özgürlüğü için demokrasinin olmazsa olmaz koşulu yerine getirilmelidir. ,,

Katılımcıların büyük bir ilgiyle izlediği  Yargıtay Eski Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk’un sohbetinden sonra verilen on dakikalık aranın ardından konuşmacı dinleyicilerden gelen soruları cevaplandırdı.

Toplantıdan sonra günün anısına Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet  Bozdemir, Prof. Dr. Sami Selçuk’a demokrasiye katkılarından dolayı  ‘Demokrasi ve Birlik Ödülü,nü takdim etti.

(ANKARA)

 

(UHA) Uluslararası Haber Ajansı

http://www.uhahaberajansi.com/2016/02/16/prof-dr-sami-selcuk-demokrasilerin-duragi-hukuktur.html

 Okunma Sayısı : 463         18 Şubat 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 598786

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.