KÜRT AVINDA PEKEKE

 / MAKALELER-ŞİİRLER

KÜRT AVINDA PEKEKE Metin ÇİNAR
‘’Devlet (polis) Kürt avına çıkmış.’’ Bu cümleyi Milletin Meclisinde, Milletin vekili olarak seçilmiş ve adına da milletvekili dediğimiz biri, kürsüden bağıra bağıra söyledi. Bu sözlerin sahibi Gülten Kışanak. 24.Dönemin ilk Meclis Grup toplantısında bu sözleri sarf etti. Ölen kim? Öldüren kim? Bunların propagandasını yapan kim? Şehit olan asker de, sivilde bizim insanlarımız. Kökenleri Türk de olsa, Kürt de olsa bizim insanlarımız. Dinleri Müslüman da olsa, başka bir dine ait de olsa ve hatta dinsiz bile olsa bizim insanlarımız. Öldürülenlerin hepsi, insan. Biz ayrım yapmıyoruz.
Ya öldürenler? Ölenler kendi isteğiyle ölmediler. Öldürmek isteyenlerin ölüm kararıyla öldüler.
O Milletvekilinin kullandığı söz üzerine gidelim.
‘’Polis, Kürt avına çıktı.’’
Güya devlet kendi vatandaşlarını yani Kürt kökenli vatandaşlarını öldürüyor demek istedi.
Bu hainlerin ve bebek katillerinin silahlarından çıkan kurşunların şehit ettiği Siirt’li dört genç kızımız, Kürt değil miydi?
Karnında sekiz aylık bebeğiyle şehit ettiğiniz Mizgin Doru; Kürt değil miydi?
30 yıldır şehit ettikleriniz içinde binlerce Kürt yok muydu?
Kürt avı diye, Kürt kardeşlerimizi kendinize taraf etmeye mi çalışıyorsunuz?
Aklıselim, hiçbir sağduyulu insan sizlere destek vermeyecektir, yandaş olmayacaktır.
Bu çabalarınızın hepsi buşuna, kendinize ancak mankurtları yandaş olarak bulabilirsiniz.
* * * * *
‘’MANKURT’’ LAŞMA
Juan-Juan ( Avarlar) adlı barbar bir toplum, insanları esir ettikten sonra, tam bağımlı köleler haline getirmek için önce onların belleklerini silermiş. Bunu yapmak için önce tutsağın saçlarını tek tek kökünden çıkarırlar, yeni kesilmiş bir devenin en kalın yeri olan boynundaki deriyi alarak, tutsağın kanlar içindeki kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Başına sımsıkı sarılmış deve derisiyle tutsak, güneşin altında dört beş gün bırakılırmış.
Böylece, sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve kafaya iyice yapışır. Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla, kazınan saçlarda yeniden uzamaya başlar. Fakat deri kafaya o kadar yapışır ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez. Bu nedenle saçlar uzamaya vücudun dışı yönünde değil de kafanın içine doğru devam eder. Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip beyne doğru ilerlemesiyle mankurt büyük acılar çeker. Bu acılara dayanamayan mankurt bir müddet sonra kuklaya döner. Hafızasını yitirir, anne-babasını dahi tanımaz. Aklını çalıştırıp düşünemez hale gelir. Bu nedenle sahibi ne söylerse ona itaat eder. Anasını da öldürür, bebekleri de öldürür, kardeşini de, genç kızları da öldürür. Artık o insan değildir. Yabani hayvanın ta kendisidir.
Günümüz mankurtları, bunların farkında değil. Tersi büyük davalar adına hareket ettiğini, dava adamı olduğunu söylemektedir.
Mücadeleciliğiyle ve devrimciliğiyle de böbürlenerek övündüğünü göreceksiniz.
Deryalar fatihi ‘’ KRAL SİVRİSİNEK ‘’gibi.
* * * * *
KRAL SİVRİSİNEK
At yolun ortasında durur. İdrarını yapar. İhtiyacını giderdikten sonra yürüyüşüne devam etmek için toprağa gömülmüş arka ayaklarını kaldırır. Ayakların yerinde oluşan çukura az önce yaptığı idrar dolar.
Yerde, atın arka ayağıyla oluşturulmuş, yaptığı idrarla da doldurulmuş bir yapı vardır…!
Küçük bir esinti yerde bulunan saman çöpünü uçurur ve sidik gölünün ortasına kondurur. Kral sivrisinek de uçarak saman çöpünün üzerine konar.
Hikaye de burada başlamıştır.
‘’Sivrisinek uçsuz bucaksız deryaya bakarak, benden büyük var mıdır? Bu deryanın kralı benim. Benim gemim bu deryanın en büyük ve en muhteşem gemisidir. Gemisinin güvertesinde ufuklara bakıp, göğsünü şişirip, derin bir nefes çekerek, bu deryada benden güçlüsü yok diyerek böbürlenmektedir.’’
Be ey gafil yaratık, derya dediğin at sidiği,
Gemi dediğin, bir saman çöpü,
Sende kral değil, kan emici, kanla beslenen bir sivrisineksin.
 
* * * * *
 
BU GEMİ, BU DENİZDE BATAR
Senin davan, sahiplerinin isteği kadardır.
Senin zihnin silinmiş, düşünme yeteneğin yok edilmiş.
Sen insanlıktan uzaklaşmış, vahşi hayvana dönmüşsün.
Sen ‘’MANKIRT’’ laştırılmışsın. Sen Mankırt kafanla sidik denizinde devrim peşindesin.
Sidik denizindeki saman çöpü geminle nereye kadar mücadele vereceksin?
Sana destek olanlar, sidik denizinin kenarında, sana alkış tutanlardır. Senin destekçilerin, ancak bu kadardır.
Kafandan deriyi çıkar, sidik denizinden kurtul, saman çöpü geminden in, ‘’NAYMAN ANAN’’ dan seni affetmesini iste.
Nayman ana Türklerinde, Kürtlerinde anasıdır.
Nayman ana, şehit ettiğiniz sekiz aylık bebeğinde, bebeğin annesi Mizgin’inde, Siirt’li dört genç şehit kızlarımızın da ‘’ANA’’sıdır.
ARTIK, İNSANLIĞA DÖN VE İNSAN OL. İNSANİ DEĞERLERİ YAŞA.
__________________________________________________________________________________

(Not: Nayman Ana; Cengiz Aytmatov’un ‘’Gün Uzar Yüzyıl Olur’’ adlı eserinde, mankurtlaştırılmış oğlu tarafından ok atılarak öldürülen, bir ana ve lider eşidir.)

 Okunma Sayısı : 263         22 Ekim 2011

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 73616

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.